24 Aralık 2011 Cumartesi
Van'dan unutulmayanlar-2
Erciş'de yağan yoğun yağmurdan ceset torbalarına sarınarak korunmaya çalışanlar "Yürüyen ölüler"
Photo By: Hasan TÜFEKÇİ
23 Aralık 2011 Cuma
TBMM'den unutulmayanlar-3
TBMM'den unutulmayanlar-3
Azim, kararlılık, direnç, kendine güven, Şafak PAVEY
Photo By: Hasan TÜFEKÇİ
Azim, kararlılık, direnç, kendine güven, Şafak PAVEY
Photo By: Hasan TÜFEKÇİ
21 Aralık 2011 Çarşamba
BİR KARE FOTOĞRAF ÇEKİN VE SAKLAYIN
BİR KARE FOTOĞRAF ÇEKİN VE SAKLAYIN
Bu ülkeden ne iktidarlar ne hükümetler ne Başbakanlar ne Cumhurbaşkanları geçti. Ama hiçbirisi veya hiçbirileri tarihimizle bu kadar oynamaya cesaret edemedi. Evet tarihimizle, sembol olan dokularımızla, dokunulmayacak dediklerimizle önce oynamaya başladılar, sonra sakız gibi çiğnemeye başladılar. Sakızın tadı geçince de çıkarıp attılar ve bir yenisini ağızlarına aldılar.
Attıkları, tarihimizi oluşturan en küçük taşlarından en büyük taşlarıydı. Birer birer yavaş yavaş tarihimizi yok ediyorlar. Şu anda beş yaşında olan bir çocuğun 18 yaşına geldiğinde neyi okuyacağını siz tahmin edin artık. Ama siz, biz? 1920’den sonra her çocuk, her genç her yaşlı öyle yada böyle bu tarihle büyüdü. Ama şimdi büyüyenler bu tarihi yavaş yavaş kaybediyorlar. Belki de 2023’de 100. Yılın ne olduğunu sorgulayacaklar, neyin 100. Yılı diyecekler.
Evet sivilleşelim, evet hayatımızın bu kadar etkileyici bir noktasında olmasın asker. Karar verici olmasın, korkulan olmasın. Ama sembollerle oynamayalım. TBMM’nin Şeref Kapısı’nda bekleyen, havacı, denizci, karacı üniformalı askerler semboldür. Güvenlikle ilgili hiçbir sorumlulukları yoktur. Sadece orada tarihi yansıtırlar. Tıpkı birçok ülkenin Meclisinde olduğu gibi hem de alabildiğince şaşalı üniformaları ile. Bizdekiler öyle değildi. Sadeydi ama dimdikti. Bugün hangi ülkeye giderseniz gidin hepsinde bu tarihi dokuları görürsünüz, ben birçoğunu gördüm. Hatta bunlarla ilgili ilginç fotoğraflar her zaman yansıdı basına. Yunanistan’da askerlerin görkemli törenleri, İngiltere’deki askerlerin ihtişamlı duruşları. Niye yapıyorlar çok mu askerciler, çok mu askere önem veriyorlar hayır, tarihlerini yaşatıyorlar. Niye gelenekleri var
Dolmabahçe Sarayı. Hergün binlerce insanın gezdiği tarihi mekan. Kapısından girerken sizi ne karşılar. Bir platformun üzerinde bekleyen bir asker. Her türlü davranışa tepki vermeyen bir asker. Yani bir sembol. Onu da kaldırdılar hem de sessizce. Şimdi ne var? Gidin siz bakın…
Atatürk’ün yatağı. Her 10 Kasım’larda başında iki askerin nöbet tuttuğu ve o askerlerin birkaç damla gözyaşı döktüğü yer. O da gitti. Bunlar tarihi dokulardır. 2012 10 Kasım’ı bekleyelim. NE göreceğiz acaba?
Artık tarihimizin bu sembolleri iki yerde kaldı. Turkuaz üniformaları ile sizi karşılayan Cumhurbaşkanlığı Köşkü, ki artık ikemetgah olarak kullanılmıyor. Diğeri Anıtkabir. Bırakın bu sembolleri yaşatalım. En azından çocuklarınızı oralara götürün ve en azından bir kare fotoğrafını çekin ve saklayın. Tarihlerini kendi gözleri ile görsünler ileride. Bakarsınız bir kanun değişikliği ile birgün sessizce onlar da tarihe gömülürler. Ama en azından ileriye bir miras bırakalım.
Okuyamayacakları tarihlerini görmelerini sağlayalım. Çünkü her gün önünden geçtiğiniz Dolmabahçe Sarayı’nın önündeki askerin olmadığını fark edemediğiniz bir gün gibi Anıtkabir’in önünden de gittiğini farkedemiyebilirsiniz. Bu semboller sonsuza kadar yaşatılmalı. Asker fotoğrafı olarak değil tarih fotoğrafı olarak yaşatılmalı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

